Girişimcilik Bal Porsuğuna Benzemektir

Korku insanı hayatta tutan, doğar doğmaz yanında getirdiği en köklü duygudur. İnsan korktukça hayatta kalma şansını arttırır.Yırtıcı bir hayvanın üstüne yürüyen, 30 katlı bir binanın üstünden atlayan insan cesur zannedilebilir ancak zamansız ve anlamsız cesaret onun hayatına mâl olacaktır. O yüzden bir parça korku kimseyi incitmez :)


“Gemi limanda güvendedir ama gemiler limanda beklemeleri için yapılmaz” John A. Shedd

Korku insanoğlunun genetiğine atalarından geçmiş bir mirastır. Vahşi doğada yırtıcı hayvanların, doğal afetlerin olduğu yerde insanın sürüngen beyni (amigdala) korku sayesinde hayatta kalmasını sağlamış. "Kaç ya da savaş" stratejisi genetik bir aktarımdır, hemen hemen her insanın ortak mirasıdır. Ancak dozunun üstünde bir korku insanı hapseder, adım atamaz hale getirir. "Ya öyle olursa, ya böyle olursa" sanrıları ve korkuları insanı dar alanda hareketsiz bırakır. Bu noktada insan korkuya ve atalete teslim olabilir.


Her Girişimci Bir Parça Bal Porsuğudur

Bal yemeyi çok seven bir hayvan vardır. Hayvanlar aleminin manyağı olarak da bilinen "bal porsuğu" oldukça ilginç bir hayvandır. Korku duygusunu tanımayan bu hayvan aslana, kaplana, zehirli bir kobra yılanına kafa tutabilir, bal kovanına doğrudan dalıp balı yiyebilir. Korku duygusunu tanımayan bu hayvan bir yılanın peşinden saatlerce koşabilir,ağacından dalında o yılanı yakalayıp yiyebilir. O yüzden hayvanlar aleminin bu yırtıcı manyağı ile karşılaşan en vahşi hayvanlar bile yolunu değiştirir.



Girişimcilik bir parça bal porsuğuna benzemektir. Güvenli limanda, yarın ne olacağından emin olmak isteyenlerin girişimci olması çok mümkün değildir. Duygularını yönetemeyen, korkularına esir olanların yenilikçi adımlar atmasına ihtimal yoktur. O yüzden insanı hayatta tutmak isteyen korku duygusunu bir parça dizginlemek girişimcliğin olmazsa olmazıdır. Ekonomik çıkmazlar, olumsuz müşteri profilleri, kargoda olası sorunlar, teknik problemler en yaygın olanlarıdır. Bununla beraber girişimin ilk zamanlarında kargoyu da siz hazırlarsınız, faturayı da siz kesersiniz, ofiste çayı da demleyip, paspas da atarsınız. ( şayet fiziksel bir ofis kullanımı varsa) Bununla beraber büyümeyi planlamak ve adımlar atmak apapyrı bir efor alanı. Tüm bunları ve fazlasını önümüze koyduğumuzda insanın korkması normaldir. Konfor alanının bozulması, belirsizlikler ve başaramama sonrası "ne derler" putu insanın canını yakar. Fiziksel acıdan farksız olan reddedilme ve başarısızlık korkusu insanın ruhunu teslim alır. Bu noktada bir parça bal porsuğu olan girişimciler yoluna devam edebilir. Her düşmenin ardından tekrar ayağa kalkabilme, korkuyu yenme kabiliyeti girişimcilik yolunun olmazsa olmazıdır. Duygularını yönetme ve her olumsuz durumun karşısında güçlü bir gülümse kabiliyeti girişimci her ruhun belirgin özelliğidir. Çünkü korkuyu ve öfkeyi yönetemeyenler girişimci olamaz.


Hayat "başkaları ne der acaba" hapishanesinde nefes tüketmek için oldukça kısa. Korkuların ve kurban psikolojisinde merhamet beklemek,çoğu zaman zihnimizin bize oynadığı bir oyundan ibarettir. Girişimci ruha düşen, korku duygusuyla yüzleşme ve akışın huzurunu izleyerek mücadelesini büyütmektir.





33 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör